RAHMİN TERS (GERİYE DÖNÜK) DURMASI

RAHMİN TERS DURMASI (RETROVERT UTERUS)
RAHMİN TERS (GERİYE DÖNÜK) DURMASI

Uterus yani rahim dik pozisyonda veya öne doğru veya arkaya doğru olabilir. Kadınların yakşalık %70-80’inde rahim öne doğru durur, %20’sinde ise arkaya doğru durur. Daha az görülmesi bunun anormal bir
durum yada hastalık olduğu anlamına gelmez, normal bir durumudur.

Alttaki şekilde kesik çizgilerle izlenen öne dönük rahim (antevert uterus), kırmızı boyalı izlenen ise arkaya dönük rahim (retrovert uterus)’dur.

Nedenleri:
Kadınların çoğundan bu durum genetiktir yani yapısal olarak rahim bu pozisyondadır, tamamen normal bir durumdur. Bazı kadınlarda ise rahmin arkaya dönük olmasına neden olabilecek bazı durumlar saptanabilir. Bu tür durumlar saptanmadığı sürece rahmin arkaya dönük olması normal bir vücut değişkenliği olarak kabul edilir ve herhangi bir sakıncası olmadığı için bir tedavi de gerektirmez.
Gebelikte rahmi yerinde tutan bağlarda gevşeme olacağı için doğumdan sonra uterus geriye dönük bir pozisyon alabilir.
Menopozdan sonra da rahmin yerinde tutan bağlar gerginliğini kaybeder ve rahim geriye dönük pozisyonda olabilir.
Rahim etrafında karında geçirilen bazı enfeksiyonlar (pelvik enflamatuar hastalık, PID) veya endometriozis veya geçirilmiş ameliyatlar gibi yapışıklık yapabilen faktörler de bu duruma neden olabilir.
Rahime yakın bulunan karında içerisindeki bazı kitleler veya kistler de rahmi geriye doğru iterek bu duruma sebep olabilir.

Belirtiler:
Yukarıd anlatıldığı gibi sebep olan bir hastalık yoksa yapısal olarsak rahim geriye dönükse bu genellikle bir şikayete sebep olmaz. Nadiren ilişki sırasında veya adet sırasında ağrı gibi şikayetler yaratabilir.
Nadiren sırt ağrısı, tampon kullanırken ağrı oluşması gibi şikayetler de olabilir.

Tanı:
Rahmin hangi pozisyonda olduğu muayenede hasta şişmaz değilse çoğunlukla anlaşılır. Ultrasond da rahmin pozisyonu öne yada arkaya doğru olduğu izlenebilir.

Tedavi:
Muayenede retrovert uterus saptanması durumunda buna sebep olabilecek yukarıda anlatılan hastalıklardan birisi varsa (endometriozis gibi) bunun tedavisi yapılmalıdır fakat çoğunlukta olduğu gibi bir nedeni olmadan geriye dönük saptanan uteruslarda herhangi bir tedavi gerekemez.
Dizleri göğüse çekerek yapılan egzersizler rahmi normal pozisyonuna doğru iterek şikayetlerde geçici bir rahatlama sağlayabilir.
Vajina içeisine yerleştirilen pesser denen aletler retrovert uterusa bağlı şikayetleri azaltmak için denenmişlerdir. Fakat çok etkili olamamıştır.
Arkaya dönen uterusu normal pozisyonuna getirmek için bazı ameliyatlar da denenmiştir fakat günümüzde kesinlikle yapılmayan ameliyatlardır.

Rahmin arkaya dönük olması kısırlığa neden olur mu?
Retrovert uterus saptanan pek çok kadın bu durumdan endişe eder fakat rahmin geriye dönük olması herhangi bir şekilde kısırlığa (infertiliteye) sebep olmaz. Bu kadınlarla rahmin öne dönük olduğu kadınlar arasında gebelik açısından bir fark saptanmamıştır. Rahmi geriye dönük bir kadının gebe kalmasında problem varsa bunun sebebi başka bir patolojidir, araştırılması gerekir.

Rahmin arkaya dönük olması normal doğuma engel olur mu?
Engel olmaz. Gebeliğin ilk aylarından sonra rahim büyüdükçe geriye dönük olma durumu düzelir ve rahmi önek dönük hastalarda olduğu gibi düz pozisyona gelir.

SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ

CIN 1, CIN 2, CIN 3
SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ

CIN nedir?
Cervical Intraepithelial Neoplasia kelimelerinin başharfleri CIN terimini oluşturur. Türkçe “Servikal İntraepitelyal Neoplazi” olarak adlandırılır. Serviks yani rahim ağzında meydana gelen bazı hücresel değişiklikleri ifade eder. CIN bir kanser türü veya malign neoplazi değildir. CIN terimi henüz kanser aşamasına geçmemiş hücresel değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler serviksten (rahim ağzından) alınan biyopsi parçalarının patolojik incelenmesi ile belirlenir, yani CIN histopatolojik bir tanıdır. Smear tahlili veya HPV testi ile CIN tanısı konulamaz, serviksten biyopsi parçası almak gereklidir tanı için. Biyopsi bazen kolposkopi sırasında bazen kolposkopi olmadan muayenede izlenen şüpheli alanlardan alınır. CIN durumunda muayenede rahim ağzında yüzeysel bir lezyon görülebileceği gibi rahim ağzı tamamen normal de izlenebilir.

AIS (Adenokarsinoma in Situ)
Serviksin dış tarafı yani ekstoserviks squamöz epitelle kaplıdır, CIN bu squamöz epitelde ve transformasyon zonunda olan değişiklikler anlamına gelir. Endoserviks glandüler epitel ile kaplıdır, buradaki preinvaziv değişiklikler adenokarsinoma insitu olarak adlandırılır.

CIN 1 ,CIN 2, CIN 3 şeklinde derecelendirme ne anlama gelir?
CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) lezyonları hafiften şiddetliye doğru 1, 2, 3 şeklinde derecelendirilir. Bu derecelendirme histopatolojik incelemedeki görüntüye göre yapılır. Eğer hücresel değişiklikler serviks yüzeyindekii epitel tabakasının alt 1/3’ünde sınırlı ise CİN 1 denir. Alt 2/3’ü kaplamışsa CİN 2 denir. Epitelin 2/3’ünden fazlasını kaplayan lezyonlar CİN 3 olarak adlandılır.
CIN 1: Hafif atipik hücresel değişiklikler, hafif displazi
CIN 2: Orta şiddette atipik hücresel değişiklikler, orta dizplazi
CIN3: Şiddetli atipik hücresel değişiklikler, şiddetli displazi

CIN3’e eski terminolojilerde karsinoma in itu veya şiddetli displazi denirdi.

2012 yılında tanımlanan LAST terminolojisine (Lower Anogenital Squamous Terminology)  göre,
CIN 1: LSIL
CIN2 ve CIN 3: HSIL
olarak adlandırılmaktadır.

CIN’lerin sebebi nedir?  Kansere dönüşür mü?
CIN terimi o an hastada kanser olduğu anlamına gelmez CIN’ler tedavi edilmez ise uzun yıllar sonra kansere dönüşebilecek lezyonlardır. Rahim ağzında meydana gelen HPV virüs enfeksiyonu yıllar sonra kansere neden olabilir, CIN’ler ise bu kanserler oluşmadan önceki ara basamaklardır. Rahim ağzı kanserinde diğer çoğu kanserde olmayan bu basamaklı gelişme şekli kanseri oluşmadan yakalama şansı vermektedir. Bu nedenle CIN lezyonları tedavi edilerek kanser önlenmiş olur. CIN lezyonunun derecesi arttıkça kansere dönüşme riski artar, CIN 3 en riskli gruptur.

CIN bulaşıcı mıdır?
CIN’lerin çoğu HPV virüs enfeksiyonu nedeniyle, enfeksiyondan yıllar sonra oluşan lezyonlardır. HPV virüsü bulaşıcıdır, cinsel yolla ve cilt teması ile bulaşır. CIN lezyonunun kendisi bulaşıcı değidlir ancak hastada bulunan HPV virüsü bulaşıcıdır ve hastanın eşine veya cinsel partnerine bulaşabilir. HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

CIN ve HPV ilişkisi:
HPV virüsü ile enfekte olan kadınlarda rahim ağzında CIN 1, CIN 2, CIN 3 lezyonları oluşabilir ve daha ileri yıllarda kanser meydana gelebilir. Ancak HPV ile enfekte olan çoğu kadında bu lezyonlar ve kanser meydana gelmez. HPV enfeksiyonlarının yüzde 85’i CIN veya benzeri lezyonlara sebep olmadan kendiliğinden kaybolur. Kadınların yaklaşık %80’i hayatları boyunca HPV enfeksiyonuna maruz kalırlar ancak bunların çok az bir kısmında serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) oluşur. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Takip ve tedavi nasıl yapılır?
CIN lezyonlarının takibi ve tedavisi lezyonun derecesine, daha önceki smear testi sonucuna (ASC-US, LSIL, ASC-H, HSIL), hastada mevcut olan diğer patolojilere ve hastanın yaşına göre planlanır.
CIN 1 bazı durumlarda tedavi gerektirirken çoğu durunmda sadece co-test (smear testi ve HPV testi) ile takip yeterlidir. Takip neticesinde CIN 1 lezyonlarının yüksek oranda gerileyerek kendiliğinden düzeldiği izlenir.
CIN 2 ve CIN 3 çoğu zaman tedavi gerektirir, bazı durumlarda kolposkopi ve smear testi ile takip edilebilmektedir.

CIN lezyonlarının tedavisi için ilaç tedavisi değil ablatif ve eksizyonel cerrahi yöntemler kullanılır. Bu yöntemler konizasyon, LEEP, kriyoterapi (dondurma), koterizasyon (yakma), lazer gibi yöntemlerdir.

Ağızdan alınarak veya rahim ağzına sürülerek uygulanan bir ilaç, krem, ovül, fitil vb. tedavi yöntemi yoktur. Bitkisel ilaçlar ve bitki kürleri gibi yöntemler denenmemelidir, bunların bir faydası olmayacağı gibi doktora danışılmadan uygulanan her tür tedavi çok kötü sonuçlara neden olabilir.

Ameliyat:
Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN) tedavisinde en sık uygulanan ameliyatlar konizasyon (soğuk konizasyon) ve LEEP (LLETZ) yöntemidir. Bu ameliyatlarda rahim ağzından koni şeklinde parça alınarak CIN lezyonu tamamen uzaklaştırılır. Eğer alınan lezyon sınırında halen CIN izlenirse yani lezyon tamamen alınamamışsa bu durumda işlem tekrarlanabilir (rekonizasyon).

CIN 2 ve CIN 3 tedavisi sonrasında  CIN nedeniyle veya başka bir nedenle rahimi ve rahim ağzı ameliyatla tamamen alınan hastalar (histerektomi ameliyatı) smear takiplerini bırakmamalıdır. Bu hastalarda ameliyattan sonra en az 20 yıl daha smear takibine devam edilmelidir. Hasta 65 yaşını geçse bile 20 yıl dolmadan takip bırakılmamalıdır.

HPV Aşısı (Rahim ağzı kanser aşısı) yapılabilir mi?
HPV aşıları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu aşıların tedavi edici özelliği yoktur, CIN veya benzeri lezyonları, rahim ağzı kanserini tedavi etmez ancak bu lezyonlar oluşmadan önce aşı yapılırsa lezyonların oluşmasını yüksek oranda önler.
CIN 1, 2, 3 veya başka bir servikal patoloji mevcut olan kadınlara da HPV aşısı uygulanabilir. Bu kişiler zaten HPV virüsü ile enfekte oldukları için aşının koruyucu etkisi azalabilir ancak aşı ilerde başka bir tür HPV virüsü ile enfekte olmalarını önleyebilir (HPV virüsünün bir tek değil onlarca türü vardır).

YARA YAKTIRMA (KOTERİZASYON)

YARA YAKTIRMA (KOTERİZASYON)
SERVİKAL KOTERİZASYON
Rahim ağzında izlenen yaralarda en sık uygulanan tedavi yöntemi koterizasyon (yara yakma) yöntemidir. Rahim ağzı yarası hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Koterizasyon yani yakma işlemi rahim ağzında yara saptanan hastalara smear testi yaptıktan sonra smear sonucu normal ise yapılır.
Koterizasyon yöntemi ayrıca genital siğil (kondilom) tedavisinde de uygulanmaktadır.

İşlem normal jinekolojik muayene masasında uygulanır ve en fazla 4-5 dakika kadar sürer. İşlem sırasında lokal veya genel anestezi uygulanmasına gerek yoktur çünkü hasta hemen hemen hiçbir şey hissetmez. Bu nedenle hastanede veya muayenehanede rahatlıkla uygulanabilen bir işlemdir. Hasta jinekolojik muayene masasına alındıktan sonra öncelikle normal muayene spekulumu takılarak rahim ağzı (serviks) görünür. Daha sonra koter aletinin kaleme benzer ucu ile rahim ağzına dokunularak işlem yapılır. Son olarak spekulum çıkarılır ve hasta hemen ayağa kalkarak günlük hayatına devam edebilir. İşlemden sonra ağrı veya hastanın normal hayatını etkileyecek herhangi bir şikayet olmaz.

Rahim ağzında yara yakma işleminden sonra 1 ay cinsel ilişki yasaklanır. Bu sürede sulu, beyaz veya hafif pembe kırmızı akıntı olabilir. Ara ara lekelenmeler olabilir. Bu şikayetler bir kaç haftada geçer. 1-2 ay içerisinde yakılan yerdeki epitel hücreleri yenilenerek normal iyileşmiş görünüm alır.